Biz kapitalist moderniteyi mahşerin üç atlısı üzerinden tanımlıyoruz: Kapitalizm, endüstriyalizm ve ulus-devlet. 16.yüzyıldan itibaren vücut bulan bu yapı kapitalist moderniteyi oluşturmaktadır. Sosyalizm söz konusu üçlünün alternatifi olarak ortaya çıkmalıydı, fakat sadece kapitalizme karşı sosyalist analiz ve mücadele gündeme alındı, o da geliştirilemedi. Mevcut şekliyle bir bildiriyle, Komünist Manifesto ile sınırlı kaldığından geliştirilemezdi de. Anti kapitalizm üzerinden bir sosyalizm analizi vardır ve bu analiz de eksiklikler barındırmaktadır. Bu sosyalist teorinin, moderniteyi analizde bir başvuru kaynağı olma kapasitesi çok sınırlıdır; hatta bu teori onun bir parçasıdır, modernite sınırlarından çıkamamıştır.
Çağımızın sorunu, kapitalist modernitenin üç mahşer atlısıyla insanlığı mahşere sürüklemesidir. Kapitalist sömürünün şu anda vardığı düzey vahşet sınırlarındadır. Kapitalist sömürü gezegenimizi bir kanser uru gibi kaplamıştır. Ulus-devlet ise onun vurucu gücüdür. Ulus-devlet sisteminde ulus, askeri toplum haline gelir. Bu sistemin temelinde şiddet ve savaş vardır. Ulus-devlet, savaş toplumunun sistemidir. Ve bu savaşlarda her seferinde milyonlarca insan katledilir.
