Apsu ve Mummu’nun planlarını duyan Tanrılar telaşa kapılmış. Kurnaz Tanrı Ea Apsu ve Mummu’ya büyü yaparak onları öldürmüş ve Tiamat’ın Apsu’ya güçlerini çalmış. Bu olay üzerine bazı tanrılar Tiamat’ın çıkışı şöyle demişler: “Bu tanrılar Apsu’yu, senin en iyi arkadaşını öldürdün, sen ise hala onlara acıyorsun.”

Bu Tiamat’ın gururunu incitmiş ve kendisini büyük bir savaşa hazırlamaya başlamıştı. Zaten Tiamat’ın gücüne karşı tanrıların yapabileceği pek bir şey de yokmuş.

Tiamat’ın hazırlıklarını dinleyen tanrılar inanmaya başladı. Tiamat’ın karşısına çıkabilecek hiçbir tanrı bulamamışlar. En sonunda Ea’nın oğlu Marduk akıllarına ulaşmıştı. Marduk kurnaz tanrıların en güçlüsüymüş: tam 4 kulağı, 4 gözü ve 4 burnu vardı. Fakat Marduk Tiamat’la savaşmaya karşılık ‘tüm tanrıların hükümdarı olması’yı şart koşmuş. Tanrılar biçareyi kabul etmişler.

Tanrılar daha da güçlenmesi için tüm güçlerini Marduk’a vermiş, ona benzeri görülmemiş silahlar hazırlanmışlar. Ama zaten Marduk’un kurnaz beyni bunların hiçbirini gerektirmeyecekmiş.

Marduk Tiamat’ın karşısına çıktığında ona saldırmamış ve savaşmamış: “Tiamat! Apsu öldü diye sen kendi oğullarına karşı savaşıyorsun. Kendi yarattıklarının kanını dökmek sana zevk mi veriyor?”

Marduk’un bu sözleri ile tahrik olan Tiamat ağzını açıp bağırmış. Bunu fırsat bilen Marduk, okuyla Tiamatın kalbini parçalamış. Daha sonra onu bölerek bir parçadan gökyüzünü, diğer parçadan ise yeri yaratmış. Kafasından dağları, saçlarından ormanları, tükürüğünden bulutları yapmış, gözlerinden ise Dicle ve Fıratı akıtmış. Sonrasında tanrılara hizmet etmek için insanlar yaratılmış.

Ana Tanrıça Tiamat’ın kurnaz Marduk tarafından nasıl bir komploya getirildiğini anlatan bu mitoloji, insanın yaratılış hikayesi olarak anlatılır durur. Fakat yaratılış sebebinin aslında insana bir hakaret
olduğu pek görülmez.

 

 

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir