Ekonomik Şiddetin Etkileri:
• Ekonomik bağımlılık oluşur.
• Özgürlük ve hareket alanı daralır.
• İş ve kariyer fırsatları kaybolur.
• Maddi güvencesizlik ve çaresizlik hissi gelişir.
• Uzun vadede psikolojik sorunlar ortaya çıkar (kaygı, depresyon vb.).
• Sürekli baskı ve çaresizlik, kadının özsaygısını zedeler.
• Sosyal izolasyon ve yalnızlaşma meydana gelir.
• Kadın, şiddet döngüsünden kurtulmak istese bile ekonomik bağımlılık nedeniyle çıkışsız hisseder.
• Bu durum, şiddete boyun eğme mecburiyetini doğurur.
7-Politik ve Toplumsal Şiddet:
Politik ve toplumsal şiddet, bir kişi veya grubun siyasi, etnik, dini, kültürel veya toplumsal kimliğini hedef alarak uyguladığı baskı, şiddet ve ayrımcılık eylemleridir. Bu tür şiddet, genellikle güç ve kontrol sağlamak, korku yaratmak veya grubu bastırmak amacı taşır ve toplumda yıllar içinde biriken güvensizlik ve kutuplaşmanın dışa vurumudur. Sadece sokaklarda veya manşetlerde görülen bir sorun değil, insanların yüreğinde sessizce büyüyen bir gerçektir.
Politik şiddet, devlet ile toplum arasındaki bağların zayıfladığı, güvenin eridiği dönemlerde daha belirgin hale gelir. Bu koşullarda hem devlet aktörleri hem de devlet dışı gruplar şiddeti bir araç olarak kullanmaya eğilimlidir; bu durum yönetim ile toplum arasındaki bağları daha da zayıflatarak bir kısır döngü yaratır.
Toplumsal şiddet ise etnik, dini, kültürel veya sınıfsal farklılıkların çatışma zeminine dönüştüğü ortamlarda ortaya çıkar. İnsanlar yalnızca eylemleriyle değil, kimlikleri üzerinden hedef alınır; diyalog yerini öfkeye, dayanışma yerini korkuya bırakır. Toplumsal farklılıkların bir tehdit unsuru olarak değil, toplumu zenginleştiren ve demokratik çeşitliliği güçlendiren kaynaklar olarak görülmesi, şiddet döngüsünü kırmanın ve ortak yaşamı kurmanın temel koşuludur.
Politik ve Toplumsal Şiddetin Temel Özellikleri:
• Bireysel veya toplu olarak uygulanabilir.
• Ayrımcılık, dışlama ve baskı yoluyla yapılır.
• Sivil hak ve özgürlükleri kısıtlama amaçlıdır.
• Genellikle toplumsal kutuplaşma ve çatışmayı besler.
Politik ve Toplumsal Şiddete Örnek Davranışlar:
• Nefret söylemi, hakaret veya aşağılama
• Etnik, dini veya cinsel kimlik nedeniyle ayrımcılık
• Gösteri, protesto veya örgütlenme haklarını engelleme
• Toplumsal gruplara yönelik fiziksel saldırı veya tehdit
• Politik fikirler nedeniyle sindirme veya cezalandırma
• Medya ve sosyal mecralarda karalama veya dezenformasyon
• Kamu hizmetlerinden veya kaynaklardan eşitsiz yararlanma
Politik ve Toplumsal Şiddetin Etkileri:
• Toplumda korku ve güvensizlik ortamı
• Sosyal kutuplaşma ve önyargıların artması
• Hak ihlalleri ve özgürlüklerin kısıtlanması
• Travma, stres ve psikolojik sorunların yaygınlaşması
• Toplumda eşitsizlik ve adaletsizlik
Kadınların yaşadığı şiddet ne bireysel bir sorun ne de yalnızca “yanlış kişilerle ilişkiler” meselesidir. Bu, erkek egemen sistemin kadınları boyun eğmeye zorlayan politik bir aracıdır. Kadınların suskunluğu, bu sistemin devamı için bir zorunluluktur. Ama artık susmuyoruz!
Erkek şiddetinin her biçimine karşı buradayız; öz savunmamızla, dayanışmamızla ve politik bilincimizle yan yanayız. İlişkilerde eşitlik, özgürlük ve rıza bizimdir. “Aşk” bahanesiyle dayatılan her şiddete karşı isyandayız!
Yaşamak istiyoruz. Eşit ve özgür bir hayatı hep birlikte kuracağız. Her paylaşımımızda, her dayanışmamızda sessizliğe zorlanan kadınların sesi oluyor, karanlığa sıkıştırılan her ışığı büyütüyoruz.
Kadınların maruz kaldığı her şiddet biçimi, bireysel değil, toplumsal bir sorundur ve eşitlik, özgürlük yalnızca kadınların değil, toplumun tamamının sorumluluğudur.
Şiddet; eşitsizliği besleyen politikalardan, cinsiyetçi söylemlerden, korumayan yasadan, eril zihniyetten güç alır. Şiddet sadece fiziki değil; psikolojik, ekonomik, sosyal ve kültürel saldırı ve baskılamalar olduğu gibi söz, davranış, tehdit, kontrol etme, kısıtlama gibi yöntemlerle de ortaya çıkar. Şiddet uygarlık tarihinden bu yana özelde kadın üzerinde derinleştirilerek ataerkil sistem tarafından yaşamın her noktasında uygulanmıştır. Ataerkil kendini kurumsallaştırdığı zemin olmuştur. Ana kadın döneminden ataerkil döneme geçişle birlikte tahakküm zihniyeti şiddeti amaç olarak kullanmaya başlamıştır. Kadının eve hapsedilmesi, objeleştirilmesi, ucuz iş gücü görülüp ilk gözden çıkarılan olması, namus adı altında katledilmesi, yaşamdan tecrit edilmesi.. gibi daha nice örnekler şiddetin yaşamın her noktasına nasıl sirayet ettiğini göstermektedir.
Günümüzde de erkek devlet tarafından yoğun bir şekilde kadına şiddet politikaları yürütülmektedir. 21. yüzyılda da kapitalist sistem bu şiddet politikasını en kurnaz yöntemlerle uygulamaktadır. Kadını metalaştıran uygulamalar, kadını kendi olmasından koparmış, vitrinleştirmiştir. Kendi olamayan ve kendini yaratamayan kadın bir bütün erkek zihniyetin tekeline girmiş, yaşamı sınırlanmıştır. Uygulanan çeşitli politikalarla özne olmaktan çıkarılan kadın maruz kaldığı şiddeti tanımlayamayıp onunla yaşamaya alıştırılmıştır. Toplumsal cinsiyet rolleri, dijital medya araçları, ekonomik ve sosyal gelişmeler, ruhsal ve duygusal dışa vurumlar da bütün bu alıştırmaların sonucu olarak şekillenmiştir.
Günümüzde yaygın olarak kullanılan sanal medya ve uygulamaları da bu şiddet politikasının tekelindedir. Bu dijital şiddet olarak adlandırılmaktadır. Hedef gösterme, özel bilgilerini paylaşma gibi durumlarla şiddet aracı olarak; erkek tarafından tehdit edilip, psikolojik baskıya maruz bırakılıp, taciz aracı olarak kullanılmaktadır.
Sözde yasalar ile kadın haklarını güvence altına alan adalet sisteminin, tamamen göstermelik maddelerden oluştuğu ortadadır. İktidar tarafından yürütülen yasaların aslında şiddetin yaygınlaşmasının perde arkası olduğunu göstermektedir. Adalet karşısında erkeğin suçsuz görülmesi, ceza indirimlerinden faydalanması, caydırıcı yasaların uygulanmaması katliamlarının önünü daha da açmıştır. Kanunların önünde çözüm olmayacağını bilen kadının konuşmaması, çaresiz kabullenişin nedeni olmuştur. Bu durum erkeğe cesaret verip kadın üzerindeki baskısını artırmıştır. Tecavüzlerin ve ölümlerin artmasına neden bu olmuştur, normalleştirmiştir.
Her dönemde ataerkil sistemin saldırılarına maruz kalan kadın aynı dönemlerde direniş sergileyip mücadele etmiştir. Direnişini sergileyen kadın bayrağını günümüze devretmiştir. Bizlerde o bayrağın yürütücüleri olarak kadın kırımına karşı mücadeleyi sürdüreceğiz. Erkek sistemine karşı her alanda oyunlarını boşa çıkaracağız. Katledilen kadınların, kaybedilen kadınların, hapsedilen kadınların, susturulan kadınların ,köleleştirilen kadınların hesabını yine biz kadınlar soracağız. büyüklüğünü alanlarda gösterme günüdür.

