“Heval” adlı hikâye, küçük yaşlarda yaşamını yitiren Uğur, Ceylan, Enes ve Cemile ile hayalleri bombalanan tüm çocukların anısına ithaf edildi.
Çobanlık yapan bir çocuk, bir gün yolunun üzerindeki bir şikefte girer. Burada bulduğu bir gerilla günlüğü, onun için yalnızca geçmişten kalmış birkaç sayfa değildir. Günlükte yazılanların izini sürmek isteyen çocuk, kendisini yıllar boyunca taşıyacağı bir serüvenin içinde bulur.
“Heval”, bir çocuğun gözünden savaşın gerçekliğiyle tanışmanın, acıyla büyümenin ve bütün bunların içinde hayal kurmaya devam etmenin hikâyesidir.
Çocuk, bütün bu sınırların arasında kendisine bir yol ararken; oyun ile gerçek, hayal ile yaşam, çocukluk ile gelecek birbirine karışır.
Hikâyenin editöryal metninde de çocukluğun bu özgür ve sınırsız dünyasına dikkat çekiliyor. Büyüdükçe küçümsenen, geride bırakılan ve unutulduğu sanılan çocukluk hayallerinin aslında insanın en saf ve özgür yanını taşıdığı vurgulanıyor.
“Heval” okuyucuyu tam da bu dünyaya davet ediyor.
Bir çocuğun bulduğu gerilla günlüğüyle başlayan bu yolculuk, zamanla bir hafızaya, bir söze ve bir hayalin devamına dönüşüyor..
“Heval”, hayallerine sırtını dönmeyen bir çocuğun hikâyesini anlatıyor. Kendinden katbekat büyük düşlerini kucaklayan ve o düşlerin peşinden yürüyen bir çocuğun…
Belki de bu yüzden, hikâyenin en büyük sözü yine çocuklara ait:
“Hevaaal!”
