Esra Asmin
Dün Suriye’nin Tartus kentinde 18 yaşındaki Alevi genç kadın Ayah Muhammed es-Samu denen silahlı gruplar tarafından kaçırıldı. Esad rejiminin Aralık 2024’te düşmesinden sonra özellikle Tartus, Lazkiye, Humus ve Hama bölgelerinde Alevi kadın ve kız çocuklarına yönelik kaçırma vakaları artıyor. Şubat 2025’ten bu yana en az 36 Alevi kadın ve kız çocuğu gündüz vakti, sokak ortasında, okul yolunda ya da markete giderken silahlı kişilerce kaçırıldı. Birçoğu fidye için alıkonuldu, cinsel şiddete maruz kaldı ve bazılarına “sabaya” (savaş ganimeti) muamelesi yapıldı.
Kaçırılan bir kadın olayı şöyle anlatıyor:
“Güneşli bir gündü, evime yürüyordum. Beyaz bir araç yanıma yanaştı, silahlı adamlar beni zorla arabaya bindirdi. Beni terk edilmiş bir binaya götürdüler. Defalarca tecavüz ettiler. ‘Siz Alevi kadınlar sabaya olarak doğdunuz’ diyorlardı. Serbest bırakıldığımda hamile kalmıştım. Yasadışı kürtaj olmak zorunda kaldım. Eşim beni bıraktı. O günden beri evden dışarı adımımı atmaya korkuyorum.
”Genç Ramia’nın hikâyesi de benzer: Ailesiyle piknik hazırlarken alındı, bodruma kapatıldı. Fotoğraflarını çekip “satacağız” dediler. Hâlâ geceleri kabus görüyor, çığlık atarak uyanıyor.Bu saldırılar boşuna değil. Savaş ve mezhep çatışması kadın bedenini en kolay ve etkili silah haline getiriyor. Alevi kadınlar hem mezhepleri hem de cinsiyetleri nedeniyle iki kat hedef oluyor. Erkek egemen zihniyet, kadını korkutarak bütün bir topluluğu sindirebileceğini çok iyi biliyor o yüzden hep bu saldırıları yapıp kadının komünal değerlerini yok etmeye çalışmaktadır.
Önder Abdullah Öcalan’ın Kadın sorununu ele alma temelinde dile getirdiği‘’Kadın özgürlüğü, bugünün en temel ve en merkezi sorunudur. Kadınlar özgür olmadan ne gerçek bir barış ne de demokratik bir toplum kurulabilir. Kadınlar hiçbir halkın namusu, hiçbir mezhebin onuru, hiçbir silahlı grubun ganimeti değildir. Kadınlar yaşamın asıl kaynağıdır’’ demektedir bu perspektifi esas alarak, bugün Alevi kadınlara yapılanlar yarın başka kadınlara da yapılabilir bilinciyle yaklaşmamız esas olmalıdır. Genç Kadınlar olarak, bu şiddet karşısında sessiz kalmak mümkün değildir.
Kadın özgürlüğü üzerinden, kimlik farkı gözetmeden güçlü bir dayanışma kurmamız gerekiyor. Kadınların korkuyla yaşadığı bir yerde ne barıştan ne de özgürlükten söz edebiliriz. Alevi kadınların yanında durmak, aslında bütün kadınların özgür ve güvenli yaşayabilmesi için durmaktır.
Jin, Jiyan, Azadî.
