Pirsûs’ta ölümsüzleşen 33 düş yolcusunun bıraktığı mücadele mirasını değerlendiren İSÖM üyesi Merve Sultan Daş, onların mücadelesinin bugün de yol gösterdiğini belirtti.

Pirsûs Katliamı’nın üzerinden 11 yıl geçti. Adalet talebinin karşılanmadığını belirten gençler, 33 düş yolcusunun gençlik mücadelesini besleyen ortak bir hafıza ve mücadele deneyimi olarak değerlendiriyor. İstanbul Özgür Öğrenci Meclisi (İSÖM) üyesi Merve Sultan Daş, Pirsûs katliamının 11’inci yılında adalet arayışını, cezasızlık politikalarını ve 33 düş yolcusunun bıraktığı mücadele mirasını değerlendirdi.

İSÖM üyesi Merve Sultan Daş ise Pirsûs’un Rojava Devrimi ve Kobanê dayanışmasından bağımsız ele alınamayacağını belirterek,“Suruç katliamının aslında yalnızca 20 Temmuz 2015 tarihinde gerçekleştirilmiş münferit bir saldırı olmadığını, Rojava Devrimi’nin, o dönemki Ortadoğu’daki gelişmelerin ve Türkiye’nin o dönemki siyasal ikliminin hep birlikte değerlendirilmesiyle kavranabilecek bir olay olduğunu düşünüyorum.” ifadelerini kullandı.

Kobanê’de o dönem verilen mücadeleye ve dayanışmanın önemine değinen Daş,“Kobanê’de o dönem IŞİD’e karşı verilen mücadele yalnızca askeri bir mücadele değil. Aynı zamanda özgürlük arayışının, halkların ortak yaşam inşasının da çabasıdır. Bu açıdan tarihi bir olaydır da. Ve bu dayanışmanın parçası olmak isteyen yüzlerce genç, Türkiye’nin dört bir yanından, birleşik devrim’in gerektirdiği gibi çantalarında fidanlar, oyuncaklar ve kitaplarla Kobanê’ye umut taşımak, orada yıkılan bir kenti yeniden inşa etmek amacıyla bir yola koyuldular. Ve maalesef bu yolda 33 düş yolcusu ölümsüzleşti.” diye konuştu.

Suruç’u anmak mücadeleyi sürdürmektir

Katliamın yalnızca Pirsûs’a giden gençleri değil, temsil ettikleri mücadeleyi hedef aldığını ifade eden Daş, “Bu saldırı yalnızca yolcuları hedef alan bir saldırı değil. Aynı zamanda sosyalist hareketi, özgürlüğü, mücadeleyi hedef alan bir saldırıdır. Yeniden bir kentin inşa edilmesi düşüncesini hedef alan bir saldırıdır.” değerlendirmesinde bulundu.

33 düş yolcusunun çizgisini sahiplenmek gerektiğini ifade eden Daş, “Aslında 33 düş yolcusunun mücadelesini benimsemek gerekiyor. Onların bıraktığı izde yürümek gerekiyor. Yıkıma karşı inşayı, savaşa karşı yaşamı esas alan bir çizgide yürüyorlardı. Sosyalist gençlik de şu anda yalnızca anmalara katılarak değil, onların izinden yürüyerek, onları unutturmayarak mücadeleye katkısını büyütüyor.” dedi.

Adalet talebinin sürdüğünü belirten Daş, cezasızlık politikalarının yeni katliamların önünü açtığını ifade ederek, “Sadece saldırıyı düzenleyenlere değil, bu saldırının önlenmemesinde payı olan herkesin de hesap vermesi bu arayışın bir parçasıdır. Yıllardır bu arayışı sürdürenlere yönelik bir baskı politikası uygulanıyor. Her sene anmalarda gözaltılarla, baskılarla insanlar sindirilmeye çalışıyor. Aynı zamanda sorumlulara yönelik cezasızlık politikaları da hem olayın üstünün örtülmeye çalışıldığını hem de sonraki katliamlara zemin hazırladığını görebiliyoruz. Nitekim Ankara-Gar katliamı Suruç’tan çok kısa süre sonra yaşanmış, yine üstü cezasızlık politikasıyla örtbas edilmeye çalışılmış olaylardan biridir.” ifadelerini kullandı.

Daş, Pirsûs’un bıraktığı mirasın ancak mücadeleyle yaşatılabileceğini vurgulayarak “Suruç’u anmak, yalnızca 33 düş yolcusunun hatıralarını her sene hatırlamak değil, onların mücadelelerini de devam ettirmektir. Umudu diri tutmayı, sınırları aşan yoldaşlığı, kampüslerden sınırlara taşmayı anlamaktır.” dedi.

Kaynak- Berû Ajans

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir