HÜDA PAR Kadın Kolları’nın Afganistan’daki şeriat modelini Türkiye için örnek gösteren açıklaması, kadın özgürlüğü ve demokratik toplum tartışmalarını yeniden gündeme taşıdı. Açıklamada Afganistan’daki şeriat düzeninin Türkiye’ye “çağ atlatacağı” ileri sürülürken, Cumhuriyet’in kuruluş felsefesi ve Kemalist anlayışın ülkeye fayda sağlamadığı belirtildi.
Kadın özgürlüğünü esas alan demokratik toplum anlayışında ise Afganistan’da kadınların eğitim, çalışma, siyaset ve kamusal yaşama katılımının sistematik biçimde sınırlandırılması, özgürlükçü bir toplumsal model değil; kadın iradesini hedef alan cinsiyetçi bir yönetim anlayışını ortaya koyuyor.
Kadın hareketleri uzun yıllardır, kadınların toplumsal yaşamdan dışlandığı ve temel haklarının sınırlandırıldığı modellerin demokratikleşme değil, toplumsal gerileme anlamına geldiğini vurguluyor. Bu nedenle Afganistan örneğinin Türkiye açısından bir model olarak sunulması, kadınların tarihsel mücadelelerle elde ettiği kazanımlara yönelik ideolojik bir yönelim olarak değerlendiriliyor.
Kadın özgürlüğünü toplumsal özgürlüğün temeli olarak ele alan Önder APO ve 27 Şubat çağrısıyla başlatmış olduğu “Barış ve Demokratik Toplum” süreci ile kadınların siyasette, ekonomide, kültürde ve yaşamın bütün alanlarında özne olduğu demokratik bir toplum modelini savunuyor. Erkek egemen, dogmatik ve tekçi yönetim anlayışları toplumsal sorunları derinleştirirken; demokratik dönüşüm ancak kadınların eşit ve özgür katılımıyla mümkün olabilir.
HÜDA PAR Kadın Kolları’nın açıklaması, bu açıdan kadın özgürlüğünü değil; dini referanslı ve kadınların toplumsal konumunu sınırlandırabilecek bir siyasal yaklaşımı temsil ettiği yönünde eleştirildi.
